SonTahlil

Tasarım politiktir.

19 Aralık 2008 Cuma

Alkol Tüketimi ve Otomotiv Tasarımı Üzerine

Son günlerde iş dünyasında dikkat çeken bir trendle karşı karşıyayız. Firmalar, ürün veya hizmetlerini alkollüyken kullananların, ayılınca yaşayacakları muhtemel pişmanlıkları önleme çabası içerisindeler. LG, Samsung ve Nokia, "sarhoş aramaları" önleyecek ek özellikleri telefonlarına ekliyor. Yakınlardaki bir diğer örnek de e-posta servisi Gmail'a eklediği MailGoggles adlı özellik sayesinde kullanıcıların ertesi sabah "keşke yollamasaydım" diyeceği e-postaları önlemeyi amaçlayan Google'dan geldi.

Medya ve blogcular tarafından oldukça büyük bir ilgiyle karşılanan bu örneklerin diğer iş dünyası uygulamalarına da ilham olacağı ve yeni bir inovasyon dalgasına sebep olacağı tahmininde bulunmak mümkün. Ben de, çok da hayati olmayan meseleleri dert edindiklerini düşünsem de, bu yenilikleri kayda değer buluyorum. Hatta, aklımda kimlerin bu örneklerden ilham alması gerektiğine dair birkaç fikir bile var.

Evet, sarhoşken açtığımız telefonlar ve gönderdiğimiz e-postaların sonradan pişmanlık yaşayacağımız durumlara yol açmaları mümkün. Gelgelelim, iletişim sektörüne kıyasla alkollü kullanıcıların yol açacağı olumsuz durumların önlenmesinin çok daha hayati olduğu başka bir ürün/hizmet sektörü daha var: Otomotiv.

Donald A. Norman yaratıcısı olduğu "forcing functions" (kısıtlayıcı özellik) terimiyle, bir üründe, o ürünün kullanım senaryosunun arzu edilmeyen yönlere doğru dümen kırmasını engelleyecek özelliklerin bulunması olgusuna işaret eder. Örneğin, otomatik olarak kendini kilitleyen bir arabada dalgın sürücüler anahtarlarını araç içinde unutabilecekken, yalnızca anahtarla kilitlenebilen araçlarda bu arzu edilmeyen durum önlenmiş olur. ["The Design of Everyday Things." (Basic Books, New York, 1988). Sayfa 132-40.]

MailGoggles ve benzeri inovasyon örneklerinin otomotiv endüstrisindeki uygulamalarını görmek neden mümkün olmasın? Umarım, tasarımın, otomotiv üzerine--'styling' haricinde de--söyleyeceği bir çift sözü vardır. Tasarımın gücünden faydalanılarak araçlara birkaç "kısıtlayıcı özellik" eklenmesi suretiyle alkollü araba kullanımının yol açtığı olumsuzluklar daha gerçekleşmeden önlenemez mi?

Ancak, tabi ki, bu kez de yüksek büyüme rakamlarına sahip medeniyetimiz başka kazançlarından taviz vermiş olur, değil mi? Mesela; kaza kurbanlarının hastane masrafları, araba tamirleri ve yeni araba satışlarından elde edilecek karlar, gibi:

"Arabanızı çarpın, gerisini sigorta halleder." Zaten araba hiç kuşkusuz gündelik ve uzun vadeli, özel ve kolektif savurganlığın ayrıcalıklı odaklarından biridir. Araba; sadece sistematik olarak düşürülen kullanım değeriyle, sistematik olarak güçlendirilen prestij ve moda katsayısıyla, kendisine yapılan ölçüsüz yatırım miktarlarıyla değil, ama hiç kuşkusuz daha derin bir şekilde, kuşkusuz Kazada cisimleşen sac, mekanik ve insan yaşamı kaybıyla kolektif savurganlığın ayrıcalıklı odaklarından birini oluşturur. Kaza; tüketim toplumunun, törensel madde ve yaşam kaybında aşırı bolluğunu kanıtladığı en güzel, en heybetli 'happening'dir (bu kanıt ters yönden işlese de derin bir hayal gücü için birikime dayanan dolaysız kanıttan çok daha etkilidir). [Jean Baudrillard. "Tüketim Toplumu." (Ayrıntı, İstanbul, 2004). Sayfa 46.]

Etiketler: , , ,

20 Mayıs 2008 Salı

Nokia'nın yeni telefon konsepti ve "Bıyıkları yeşile boyamak"

Endüstriyel Tasarımcılar Meslek Birliği ETMK'nın e-posta grubu sayesinde, cep telefonu devi Nokia'nın geliştirmekte olduğu yeni bir konseptle ilgili bilgi sahibi olduk. Konsept şu sözlerle ifade ediliyordu: "güneş enerjisi ile çalışan, yiyeceğiniz elmanın üzerindeki zehirli maddeleri hesaplayan, hiçbir zaman kirlenmeyen ve etrafındaki kiri temizleyen, geleceğin Nokia'sı..."

Tabii ki nanoteknoloji bağlamında yapılan çalışmaları ve bunların sıradan kullanıcının hayatına da sokulması için kafa yorulmasını takdir etmemek elde değil. Ne var ki, ben burada özellikle "Yiyeceğiniz Elma'nın üzerindeki zehirli maddeleri hesaplayan" kısmına takıldım. Sırf bu özelliğin bu yepyeni konseptin bir artısıymış gibi sunulması bile bize uygarlığımızın-ve biz tasarımcıların-acınacak durumda olduğunu kanıtlıyor adeta.

Eminim hepimiz tasarım eğitimimizin bir noktasında "problem çözücü" olduğumuz telkinlerine maruz kalmışızdır. Gelin bu nosyona farklı bir açıdan bakalım. Söz konusu Nokia örneğinin özelinden hareketle de bir değerlendirme yaparsak, aslında tasarımcılar olarak çoğu zaman yaptığımız şeyin daha fazla problem yaratmak adına problem çözmek olduğu söylenebilir.

Rachel Carson Sessiz Bahar kitabında Lewis Carroll'ın böyle durumlar için kullandığı bir metafordan bahseder: "Bıyıkları yeşile boyamak ve sonra gözükmesin diye büyükçe bir yelpaze kullanmak." Sonra da kendi konusuyla (pestisitler) bağlantılı olarak, aslında en iyi çözümün zehirli meyvelerin nasıl temizlenebileceğini keşfetmeye çalışmak değil de, baştan tarımda zehirli madde kullanımını durdurmak olduğunu söyler.

Carson'dan yarım asır sonra, sanırım, artık dünyaya ve uygarlığımızın yol açtığı sorunlara bütünlüklü bakmamızın zamanı geldi de geçiyor bile. Örneğin Nokia eğer zehirli maddeler olmaksızın tarım yapılmasını savunan bir vakıf veya bir fon açsaydı, bu daha ilerici bir konsept olmaz mıydı?

Nokia'nın yeni telefon konsepti Morph'u tanıtan videoyu buraya tıklayarak izleyebilirsiniz.

Etiketler: , , ,